Söyleşi: Sema Kaygusuz “Edebiyatın Kuşkusu”

Genel olarak, bir kavrayış ya da bir edim olarak edebiyat üstüne düşündüğümüzde onu daima bir uyanıklık hali, huzursuzluk uyandıran bir karşı söz, hakikatle en yakın ilişkiyi kuran üstün gerçeklik alanı olarak ele alırız. Edebiyatı bu şekilde tanımak, tanımlamak hayatımızı kolaylaştırır da. Peki ya edebiyat kendi üstüne düşünür mü? Edebiyat ne zaman kendinden kuşkulanır ya da? Hezeyan ve acıdan geriye kalan söz ve estetik edebiyatın bozguncu yüreğinden mi çıkar, yoksa insanlığa tutunmaya çalışan işbirlikçi huyundan mı? Edebiyat kendinden kuşkulandığında, yazar bu kuşkunun vaizi (kurtarıcısı) mı olur, yoksa kuşkunun celladı mı? Edebiyat okurun ve yazarın en dürüst yanı mıdır sahiden? Beraberce soralım.

Speaker:
Sema Kaygusuz
Venue:
MSGSÜ Bomonti Konferans Salonu