Suat Derviş Edebiyatı

“Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını;
Bir kere eğemedim bu kadının başını.”
Nazım Hikmet, Gölgesi’nden.

Nazım böyle yazmış Suat Derviş (1905-1972) için. Başı eğilmeyen kadın, Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Reşat Fuat Baraner ile evliyken ‘Baraner’in karısı’ olarak takdim edildiği bir ortamda “Ben yazar Suat Derviş’im. Kimsenin karısı olarak yâd edilemem” cümlesini kuran, kadınlığa ‘yakıştırılan’ kimliklerle hapsolmayı reddeden, yazarlığıyla iftihar eden, gazeteciliği, seyahatleri ve politik hareket içerisindeki konumuyla dikbaşlı duruşunu her daim koruyan fakat tüm bunlara karşın eril hakimiyetin kuşattığı, hem politik çevrede hem yazın camiasında, yaşadığı yıllar boyunca gözardı edilen bir figür olarak tarihte yerini almıştır. Son yıllarda ise hakkı teslim edilmiş, yaşadığı çağın ilerisinde karakterler inşa ettiği eserleriyle kitlelerce tanınan, daha önce Latin harflerinde yayımlanmamış eserleri yayımlanan, üzerine tez çalışmaları, makaleler, sempozyumlar hazırlanan, tabir-i caizse hayatı ve eserleriyle gün ışığına çıkarılan ve itibarını yeniden kazandırılan bir kadın yazar olarak Türkiye edebiyatı için önemli bir yerde konumlanmıştır.

Çok erken yaşlarda başladığı yazarlık hayatı, 1920’lerin başında gotik atmosfere sahip eserlerinden, 1960’larda yayımlanan toplumcu gerçekçi edebiyatta önemli yer tutan romanlarına bir seyir izlemiştir. Osmanlı aristokrasisinden gelen Derviş, kendi yaşamından yola çıkarak yarattığı karakterlerin yaşamlarını konu eden eserlerinin çoğunda kadının toplumdaki yerini sorgularken, aşk, evlilik, kadın-erkek ilişkileri, ihanet, annelik gibi kavramları merceğe almış; ilerleyen yıllarda Marksizmin etkisiyle ürettiği eserlerinde alt ve orta sınıftan gelen karakterlerin yaşam öykülerine yer verirken, sınıf atlama meselesini, sınıf atlamak için insanların başvurduğu yalan ve hileleri gözler önüne seren, ahlaki çatışma ve sorgulamalara bezeli kurmacalar yaratmıştır. Kapitalist düzenin insan karakterinde yarattığı aşınmayı vurguladığı eserlerinin yanısıra, son dönem eserlerinde karakterleri, yaşadıkları mekanlar odağında ele alış biçimi de ayrıca dikkat çekicidir; İstanbul’un arka sokaklarının atmosferinden romanlarının arkaplanında izlerini sürdüğümüz evsiz karakterlere, kentin ötekilerine, toplumun her katmanına ve şehrin her sokağına ışık tutan bir anlatı hakimdir bu romanlara.

Hayatı boyunca farklı kimlikler inşa etmiş, yazarlık hayatı süresince ise çok çeşitli üsluplarda eserler kaleme almayı başarmış Suat Derviş; bugün hak ettiği güncelliği kazanmakta, pek çok açıdan tartışmaya değer olmayı sürdürmektedir. Kadın yazını festivalinin bu oturumunda, Derviş’in yazarlığını, kadınlık ve feminist edebiyat çerçevesinde ele almayı ve: Derviş’in kadın karakterleri, hem yazıldıkları dönem hem günümüz Türkiye’sinin kadınlarının toplumdaki konumları hakkında bize neler söylemekte, nasıl bir eleştirel bakış sunmaktadır? Derviş edebiyatında farklı sosyal sınıflardan gelen karakterler, yaşayışları, ilişkileri, ahlaki duruşları açısından nasıl ele alınmıştır? Suat Derviş’in hayatı ve yazarlığı etrafında, yazarların politik tutumları ile yazarlıkları ve ürettikleri eserler arasında doğrudan bir bağ olmalı mıdır? Yazarın kişiliği ile eserleri arasında tutarlı bir duruş aranmalı mıdır? Bugünün Türkiye’sinde Suat Derviş bize ne söylüyor, edebiyatını tartışmayı ve festivale onun adına bir oturumla başlamayı değerli görmemizin arkasında neler yatıyor olabilir? Sorularına konukların ve katılımcıların katkılarıyla cevap arıyoruz.

 

,
Katılımcılar:
Moderatör: Ayla Duru Karadağ; Konuşmacılar: Ayşegül Utku Günaydın, Senem Timuroğlu, Sevdagül Kasap ve Emine Hızır
Mekan:
MSGSÜ Fındıklı Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu